“Sumi” ile geleneksel mürekkebin izinde bir yolculuk
Ali Kazma’nın son dönem üretimlerine yer verdiği “Aklın Manzaraları” sergisi İstanbul Modern’de devam ediyor. Müzenin yeni binasındaki fotoğraf sergilerine ilk günden itibaren destek veren Burgan Bank’ın dijital bankacılık markası ON Dijital Bankacılık sponsorluğunda gerçekleşen sergi, sanatçının kitap, kütüphane, yazı ve düşünsel üretim kültürüne odaklanan yapıtlarını bir araya getiriyor.
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Kazma’nın 2025 tarihli yeni video çalışması “Sumi”, izleyiciyle ilk kez bu sergide buluşuyor. Japonya’nın Nara kentinde çekilen yapıt, altı yüzyıldır süregelen geleneksel mürekkep yapım sürecini konu alıyor.
Görünmeyenin görünürlüğü
Kazma, üretimin fiziksel ve düşünsel boyutlarına olan ilgisini bu kez mürekkep üretimi üzerinden sürdürüyor. “Sumi”, emek, ritüel, zanaat ve zaman kavramlarının iç içe geçtiği bu süreci derinlemesine belgeliyor. Video ve fotoğraf aracılığıyla oluşturulan yapıtta, yazının sessiz tarihine tanıklık ediliyor. Sanatçı, mürekkebin üretim sürecini görünmeyeni görünür kılma arayışının bir parçası olarak yorumluyor. Konuya ilişkin şu ifadeyi kullanıyor:
“Günlük hayatımızda kırtasiyelerde hazır bir şekilde görmeye alıştığımız mürekkebin, gözlerden uzak yapılan özel bir üretim şeklini görünür kılmak istedim. Yazının kökenine, en temel malzemesine dair bir araştırma bu aslında. El emeğiyle, dikkat ve özenle yapılan bu üretim pratiğinin bugünkü hız ve otomasyon dünyasında hala var olabilmesine, tüm ekonomik ve teknolojik baskıya rağmen varlığını devam ettirebilmesine bir çeşit saygı duruşu bu video. ”
Yazı kültürüne derin bir bakış
“Aklın Manzaraları” sergisi, Kazma’nın yazı kültürü ve belleğe yönelik ilgisinin izini sürüyor. Sanatçının önceki yıllarda ürettiği; Orhan Pamuk’un arşivini belgeleyen “Mürekkep Evi” (2023), Alberto Manguel’in göç eden kütüphanesini konu alan “Alberto Lizbon’da” (2024) ve Venedik Bienali’nde gösterilen “Hat” (2013) gibi yapıtlar da bu tematik çerçevenin önemli parçalarını oluşturuyor.
Küratörlüğünü Öykü Özsoy Sağnak ve Demet Yıldız Dinçer’in, asistan küratörlüğünü ise Yazın Öztürk’ün üstlendiği sergi, izleyiciyi yazının maddeselliği, belleği ve düşünsel derinliğiyle buluşturan çok katmanlı bir yolculuğa davet ediyor.