Yapay zekâ ile yeni dünyaya hazır mıyız?
Yapay zekâ dünya genelinde üretimden pazarlamaya, müşteri hizmetlerinden veri analitiğine, risk yönetiminden ve operasyonel verimliliğe hatta insan kaynakları yönetimine kadar geniş bir alanda etkin olarak kullanılıyor. Öyle ki küresel işletmelerin %78’i yapay zekâyı en az bir alanına entegre etmiş durumda. ABD yatırımlarda lider, Avrupa hızla adaptasyon sağlıyor, Çin’in bu alanda yükselen bir güç olarak yakın bir zamanda önemli rol oynaması bekleniyor. Türkiye’de ise tablo hâlâ karışık, bazı veriler umut verici, bazıları ise alarm veriyor.
Yapay zekâ (Artificial intelligence) artık hemen her sektörden işletmenin işleyişinde önemli bir oyuncu haline geldi. Şirketler müşteri hizmetlerinde Chatbot ve sanal asistanlarla, pazarlamada kişiselleştirilmiş öneri sistemleriyle, finansta risk analizi ve dolandırıcılık tespitiyle, üretimde ise süreç otomasyonu ve kalite kontrol uygulamalarıyla YZ’den yararlanıyor. İnsan kaynakları departmanları aday taramalarında yapay zekâyı kullanırken, lojistik birimler de talep tahmini ve rota optimizasyonu gibi alanlarda YZ teknolojilerinden faydalanıyor. Bu çok yönlü kullanım, yapay zekâyı günümüz iş dünyasında stratejik bir dönüşüm aracına dönüştürüyor.
Küresel işletmelerin %78’i yapay zekâ ile tanıştı
Exploding Topics’in araştırmasına göre, dünya genelinde işletmelerin yaklaşık %78’i en az bir işlevde yapay zekâyı kullanıyor. Ancak IBM ve Statista’nın ortak verileri, tam entegrasyon oranının daha düşük olduğunu gösteriyor. Buna göre, işletmelerin yalnızca %35’i yapay zekâyı birden fazla departmanda aktif kullanıyor. Boston Consulting Group’un 2024 tarihli raporu ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor: Şirketlerin %74’ü yapay zekâdan değer üretmekte ve bu değeri ölçeklendirmekte zorlanıyor. Bu da kullanımın yaygın olduğunu, ancak etkinliğin hâlâ sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Konuyla ilgili önemli araştırmalar yapan ve görüşlerine başvurduğumuz Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Saka ile Dijital Dönüşüm Stratejisti Ercüment Büyükşener, sürecin çok hızlı ilerlediğinin altını çizerek yapay zekânın dönüştürücü rolüne dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Erkan Saka, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E.S.: Son yıllarda karşılaştığımız yeni teknolojiler arasında üretken yapay zekâ dalgası en temel dönüştürücülerden biri durumunda. Akla gelebilecek her alanda etkin kullanım mümkün. Yine de sıralamak gerekirse Müşteri Hizmetleri bağlamında hizmet veren yapay zekâ destekli botlar. Bir diğeri yapay zekânın belki de en iyi yaptığı şeylerden biri olan veri işleme ve karar süreçlerine destek vermek. Örneğin Netflix kişiselleştirilmiş içerik önerileri için, Starbucks ise yeni mağaza lokasyonları ve pazarlama stratejileri için tahminsel analitiği aktif olarak kullanıyor. İşlemlerin otomasyonu diğer öne çıkan kullanım alanı. Bunlara ürün tasarımlarına destek, sağlık sektöründe erken hastalık teşhisi, ve finans sektöründe usulsüzlük tespiti de zamanla eklenebilir.
E.B.: Yapay zekâ, iş dünyasında en yaygın olarak müşteri hizmetleri, veri analitiği, pazarlama otomasyonu, risk yönetimi ve operasyonel verimlilik gibi alanlarda etkin bir şekilde kullanılıyor. En yenilikçi örnekler arasında, üretim süreçlerinde yapay zekâ destekli öngörücü bakım sistemleri, insan kaynaklarında aday ön eleme süreçlerini otomatize eden algoritmalar ve finans sektöründe anlık dolandırıcılık tespiti yapan yapılar öne çıkıyor. Ayrıca içerik üretimi, kod yazımı ve eğitim alanlarında kullanılan “generatif YZ” çözümleri, insan yaratıcılığı ile makinelerin işbirliğini daha önce olmadığı kadar verimli hale getiriyor. Bu alanlar, sadece süreçleri optimize etmekle kalmıyor, iş modellerini de dönüştürüyor.
İş dünyasında kullanılan YZ çözümlerinin teknik olarak olgunluk seviyesini uzmanlar nasıl değerlendiriyor? Şirketler genelde hangi noktada tıkanıyor?
E.S.: Bence bu konuda homojen bir ilerleyiş yok. Ayrıca yeni teknolojik hamleler şirket liderliğinin kişisel ilgilerine çok bağlı olarak yürüyor. O yüzden bir genelleme yapamam. Ancak tıkanma noktalarında bazı gözlemleri listeleyebilirim: YZ’nin işlemesi; veri kalitesi ve erişilebilirlik ile çok ilgili. Türkiye’de genelde bu bağlamda eksiklik çok. Eski sistemlerle entegrasyon yani modern API’ler ve bulut mimarisi olmayan legacy sistemler YZ araçlarının entegrasyonunu zorlaştırıyor. Ayrıca Net ROI gösterememe nedeniyle de şirketlerin karar verme süreçlerinde dönüşüm daha isteksiz olabiliyor.
E.B.: Yapay zekâ çözümlerinin teknik olgunluğu sektöre göre değişmekle birlikte, genel olarak hâlâ erken aşama uygulama olgunluğu ile yüksek beklenti arasında bir dengesizlik var. Şirketler genellikle üç noktada tıkanıyor. Bunlardan ilki kaliteli ve temiz veriye ulaşmakta yaşanan zorluklar. İkincisi ise yapay zekâyı doğru anlayan ve yöneten ekiplerin eksikliği. Kültürel direnç de en büyük sorunlardan biri. Teknolojinin entegrasyonundan çok, organizasyonel zihniyet dönüşümü gerekiyor. Bu dönüşüm, sadece teknik değil, aynı zamanda liderlik ve kültürle ilgili bir mesele.
Avrupa: Kuzey önde, güney geriden geliyor
Eurostat’ın 2024 verilerine göre, Avrupa Birliği genelinde işletmelerin ortalama %13,5’i yapay zekâ teknolojilerini aktif olarak kullanıyor. Ancak ülkeler arasında büyük farklar göze çarpıyor. Kuzey Avrupa ülkeleri bayrağı önde taşıyor. Örneğin bu rakam Danimarka’da %27, İsveç’te %25,1, Belçika’da ise %24,7. AB genelinde en düşük entegrasyon ise %3,1 ile Romanya. Aynı araştırma, büyük ölçekli işletmelerin %41,2’sinde yapay zekânın iş süreçlerine entegre edildiğini, küçük işletmelerde ise oranın oldukça düşük kaldığını ortaya koyuyor.
ABD: Yatırımlar trilyon dolarları aşıyor
ABD’de kullanım oranları Avrupa’ya yakın görünse de yatırımların boyutu bambaşka. Stanford Üniversitesi’nin yayımladığı “AI Index Report 2025” raporuna göre, yalnızca 2024 yılında ABD özel sektörünün YZ’ya yaptığı yatırım 109,1 milyar USD oldu. Bu rakamın 33,9 milyar doları ise sadece generatif yapay zekâya yapılan yatırım miktarı. Citigroup’un “The Rise of AI: Investment Implications for Big Tech” başlıklı raporuna göre ise ABD’li büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâya ayıracağı yatırım miktarının 2029’a kadar 28 trilyon doları aşması bekleniyor. ABD’de küçük işletmelerde YZ kullanım oranının görece düşük seviyelerde kaldığı belirtilse de Silikon Vadisi merkezli dev şirketler ve start-up ekosistemi, yapay zekâ uygulamalarını günlük işin doğal bir parçası haline getirmiş durumda.
Çin ve Uzak Doğu: Yükselen güç
Çin, devlet destekli stratejilerle YZ ekosistemini hızla büyütüyor. Stanford YZ Index verilerine göre, Çin’in 2024’te özel YZ yatırımı 9,3 milyar dolar düzeyindeydi. Ancak Reuters’ın 2024 tarihli haberine göre, generative YZ kullanımında %83 ile dünyada ilk sırada yer alıyor. ABD’de bu oran %65. Çin ayrıca YZ patent başvurularında da dünya lideri. Morgan Stanley’ye göre, Çin’in yapay zekâ piyasası 2030’da 1,4 trilyon dolara ulaşabilir. Uzak Doğu’da Singapur, YZ adaptasyonu açısından önde gelen ülkelerden biri. Japonya ve Güney Kore ise özellikle üretim, otomasyon ve robotik alanlarında YZ’yi derinlemesine entegre etmiş durumda. Peki YZ uygulamaları çalışanların iş yapış biçimlerini nasıl dönüştürüyor? İnsan ve yapay zekâ arasında sürdürülebilir bir işbirliği için hangi modeller öne çıkıyor? Uzmanlar nihai kararın insanlar tarafından alındığı, emek yoğun işlerin ise robotlar tarafından yapıldığı “Human-inthe-loop” modelinin şimdilik en gerçekçi model olduğu görüşünde.

Ercüment Büyükşener, Dijital Dönüşüm Stratejisti
E.B.: Yapay zekâ, çalışanların rutin ve tekrarlayan işlerden arınarak daha stratejik ve yaratıcı alanlara odaklanmalarını sağlıyor. Bu, iş yapış biçimlerini köklü şekilde dönüştürüyor. En etkili model, insan-merkezli yapay zekâ (Human-inthe-loop) yaklaşımı. Bu modelde, karar süreçlerinde son sözü hâlâ insan verir ama süreç boyunca YZ’dan aktif destek alınır. Ayrıca, hibrit ekip yapıları – insan+ YZ işbirliğini önceleyen – giderek norm haline geliyor. Bu yapı, şirketlere hem çeviklik hem de yüksek doğruluk kazandırıyor.
E.S.: Bence en azından şu aşamada insanlar süreçten çıkarılmamalı. En iyi devam yolu YZ-insan işbirliği. Bu bağlamda öne çıkan modeller, görev delegasyonu modeli. Yani YZ rutin ve tekrarlayan işleri üstlenirken, insanlar stratejik ve yaratıcı görevlere odaklanıyor. İkincisi ortak problem çözme. Örneğin sağlık sektöründe doktorların YZ’nin tıbbi veri analizlerinden yararlanırken, nihai kararları kendileri vermesi gibi. Bir diğeri dinamik yetki devri; yani insan ve YZ arasında inisiyatifin akıcı şekilde değiştiği modeller. Örneğin imalat sektöründe robotlar insan gözetiminde emek yoğun görevleri yerine getirirken, insanlar stratejik kararlar alıyor.
Ve gelecek projeksiyonu… Bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Önümüzdeki 5–10 yıl içinde YZ’nin iş dünyasında yaratacağı en radikal değişim ne olacak? Uzmanlar bu sürenin bile çok uzun olduğu kanaatinde. Değişim çok hızlı gerçekleşecek.
E.S.: Bence 5 yıl bile uzun bir süre! Ama bir deneyeyim. Beyaz yakalı işlerde dönüşümde, özellikle giriş seviyesi ön plana çıkıyor. McKinsey ve Dünya Ekonomik Forumu raporlarına göre 2035’e kadar bu rollerin %50’si otomatikleşebilir. Müşteri hizmetleri, hukuki araştırma ve veri analizi gibi alanlarda önemli değişimler yaşanacak. Agentic YZ’nin yükselişini göreceğiz. İnsan müdahalesi olmadan karar alabilen ve uygulayabilen otonom YZ sistemleri iş operasyonlarında yeni bir çağ başlatacak. Türkiye şu anda bu teknolojinin “erken keşif” aşamasında. Bilgi erişiminde paradigma değişimi yaşanacak. YZ sistemleri bilgi erişimini ve kullanımını köklü şekilde değiştirecek. Ve çok modlu YZ entegrasyonu… Metin, görüntü, ses ve video anlayışını birleştiren sistemler, tıp gibi alanlarda hasta kayıtları, görüntüleme sonuçları ve araştırma literatürünü entegre ederek kapsamlı analizler üretecek.
E.B.: Bence en radikal değişim, karar alma süreçlerinin yapay zekâ ile birlikte yeniden tanımlanması olacak. Bugün veriye dayalı içgörülerle desteklenen kararlar, yakın gelecekte tamamen YZ destekli öngörü sistemlerine bırakılabilir. Ayrıca, iş dünyasında “rol” kavramı da değişecek. Bazı roller tamamen ortadan kalkarken, yeni yetkinlik alanlarına sahip “YZ ile birlikte çalışan insanlar” dönemi başlayacak. İş tanımlarının değil, işbirliğinin yeniden yazıldığı bir dönem bizi bekliyor.
Türkiye: Üretken YZ ortalama üzerinde, yatırımda kamu bayrağı önde taşıyor
Türkiye’deki tablo, farklı araştırmalara göre değişiklik gösteriyor. TÜİK’in 2024 yılında açıkladığı araştırmaya göre, girişimlerin yalnızca %4,4’ü yapay zekâ teknolojisi kullanıyor. Eurostat’ın 2024 verilerine göre de Türkiye’de yapay zekâ kullanan işletme oranı %4,4 ve bu oranla Türkiye, AB ülkeleri arasında sondan ikinci sırada yer alıyor. TÜİK’in ölçek bazlı verileri daha da dikkat çekici. Büyük işletmelerin %22,3’ü, orta ölçekli işletmelerin %6,7’si, küçük işletmelerin ise yalnızca %3,5’i iş süreçlerinde yapay zekâ kullanıyor. Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) ve Kuantum Araştırma işbirliğiyle gerçekleştirilen “Gelecek Araştırması: İşletmelerde Yapay Zekâ Algısı-3” başlıklı araştırmasına göre ise işletmelerin %17,5’i yapay zekâdan faydalanıyor.
Üretken yapay zekâ kullanımında ise Türkiye önde. Deloitte’un 2024 yılına ait “Dijital Tüketici Trendleri” raporuna göre, üretken yapay zekâda Türkiye dünya ortalamasını geride bıraktı. Burada kullanım oranı %52 ile küresel ortalama olan %42’nin çok üzerinde görünüyor. Türkiye’deki kullanıcılar YZ’yi kişisel amaçlarla (%72), eğitim (%51) ve iş yerinde verimlilik artırmak için (%34) kullanıyor. Kullanım yaşı ilerledikçe azalırken, en popüler üretken yapay zekâ araçları arasında ChatGPT, Gemini ve MyAI (Snapchat) yer alıyor.
Türkiye’de yapay zekâ kullanımının yoğunlaştığı sektörler ise bilgi teknolojileri ve yazılım, medya ve eğitim, sağlık, finans-bankacılık ve sigorta, perakende ve e-ticaret, otomotiv ve endüstriyel otomasyon, savunma-kamu hizmetleri ile tarım olarak sıralanıyor. İşletmelerde iş süreçlerinde kullanım oranları istenen seviyede olmasa da bazı rakamlar umut verici. Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi’nin 2025 raporuna göre, 2017’de 24 olan yapay zekâ girişim sayısı 2025’te 411’e ulaştı. Yılın ilk yarısında en çok yatırım alan sektörler fintek, oyun ve yapay zekâ oldu. Bu dönemde yalnızca yapay zekâ yatırımları 12,6 milyon dolar seviyesine ulaştı. Özellikle finans, sağlık, perakende ve savunma teknolojileri YZ yatırımlarının öne çıktığı dikeyler arasında.
Uzmanlar Türkiye’de iş süreçlerindeki düşük adaptasyonun en önemli nedenleri arasında uzman insan kaynağı eksikliği ve yüksek maliyetleri sıralıyor. Veri güvenliği ve regülasyon eksiklikleri de diğer öne çıkan bir zorluk. Buna karşın, artan girişim sayısı ve üretken yapay zekâdaki hızlı adaptasyon Türkiye için önemli bir fırsat penceresi yaratıyor.
E.S.: Türkiye, Stanford AI Index 2025 raporunda kamu sektörü YZ kullanımında İsviçre’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Bu durum devlet destekli inovasyon odağını gösteriyor. Ulusal YZ Stratejisi (2021-2025) ve 2024-2025 Eylem Planı teknolojik egemenlik hedefleriyle şekilleniyor. Özellikle Türkçe büyük dil modellerinin geliştirilmesi ve yerli hesaplama altyapısının oluşturulmasına öncelik veriliyor. Türkiye genelde yeni teknolojiye adaptasyonda hızlı davranan bir ülke. Ancak sonraki adımların atılmasında yavaş davranılıyor. Kalifiye YZ uzmanı eksikliği önemli bir engel oluşturulabilir, varolanların beyin göçünü de durduracak önlemler alınmalı. Yatırımların donanım dışında yazılım geliştirme, yetenek kazanımı ve uzun vadeli araştırma projelerine daha dengeli dağıtım ve sayılarının artması gerekiyor. Veri sağlayıcı olmakla yetinip teknoloji üreticisi olmama tehlikesi bulunuyor. Yerli temel modellere yatırım yapılmazsa bu tuzağa düşme riski var.
E.B: Türkiye, genç ve teknolojiye yatkın nüfusuyla önemli bir potansiyele sahip. Özellikle startup ekosisteminde heyecan verici YZ girişimleri çıkıyor. Ancak büyük ölçekli şirketlerde ve kamu tarafında adaptasyon hızı küresel ortalamanın gerisinde. Bu, hem bir zorluk hem de bir fırsat. Güçlü bir kamu–özel sektör işbirliği ile Türkiye, YZ konusunda uygulama laboratuvarı haline gelebilir. Ayrıca Türk şirketlerinin, küresel pazarlarda rekabet edebilmek için YZ yatırımlarını sadece teknolojik değil, aynı zamanda organizasyonel bir dönüşüm aracı olarak görmeleri şart. Geç kalan şirketler için telafi şansı var mı? sorusu belki de ülkemiz açısından sorulması gereken en kritik soru. Neyse ki cevaplar iyimser.
E.S.: Elbette var. Zaten YZ’nin kendisi evrilen bir yapı. Bakın Google onyıllarca YZ’ye yatırım yaptı ama Microsoft OpenAI ile kurduğu ortaklıkla YZ’yi uygulama bağlamında Google ile rekabet edebilir hale geldi. Bundan sonra da her seviyede girişimler olacaktır. Teknoloji maliyetlerindeki düşüş ve hazır çözümlerin artması geç kalan şirketlere hızlı yakalama imkânı sunuyor. Operasyonel Verimlilik ve Veri-Temelli Karar Verme alanlarındaki maliyet ve insan kaynağı avantajları düşünülebilir. Ama şunu unutmayalım ki bunlar otomatik olarak gerçekleşen şeyler değil. Şirketin bu konuda kararlı ve doğru stratejik tercihler yapması lazım.
E.B.: YZ yatırımı yapan şirketler, karar alma hızında, müşteri deneyiminde ve operasyonel verimlilikte ciddi avantajlar elde ediyor. Bu sadece teknolojik bir yatırım değil, aynı zamanda stratejik bir pozisyon alma biçimi. Geç kalanlar için hâlâ şans var; ancak bu şansı sistemli bir dönüşüm programı ve doğru partnerliklerle değerlendirmeleri gerekiyor. Burada önemli olan, sadece teknolojiyi almak değil, şirket kültürünü ve süreçlerini yapay zekâya uyumlu hale getirmek.